Allah’ın İndirdiği İle Hükmetmeyen (Kâfirler) Kimlerdir?

Mustafa Ünalan

 Maide 44’ün sonunda yer alan ‘’ Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfir olanlardır.’’ ifadesi ne demek? Burada kast edilenler kim? İki ihtimal var;

1)Hakkında Allah’ın hükmü bulunan bir konuda idarecilerin (ümera) farklı bir hüküm ihdas etmesi, mesela faizin ticaret için şart olduğunu söyleyerek ona göre kanunlar yapması ve bunlara uyulması(mı)? 

2)Allah adına konuşan müftü ve hocaların (ulema) Allah’ın hükümlerine aykırı hükümler ihdas etmesi(mi)?

Bu konuda hala kesin bir kanaate varabilmiş değilim. Ama şu an itibari ile ikinci seçeneğin daha makul olduğunu düşünüyorum(ilk seçeneğin asla olamayacağını veya problemli olmadığını söylemiyorum, bağlamın 2. Seçeneğe daha uygun olduğunu düşünüyorum). İlgili ayetleri Kur’an bütünselliği ve siyak-sibak içerisinde okuyunca elde ettiğim gerekçelerim şunlar;

A-Siyak-Sibak(Bağlam) Açısından; İlgili pasaj Maide 41 ile başlıyor. Ve dilleri ile inandık dedikleri halde kalpleri ile inanmayanlardan ve küfür içindeki Yahudilerden bahsediyor. Ve onların kelimeleri TAHRİF ettiklerinden(burası önemli). Sonraki ayette(5/42) ise, ‘’Onlar sana başvururlarsa aralarında ister hakem ol, ister olma, onlarla ilgilenmezsen sana bir zarar veremezler, ama eğer hakem olursan aralarında kıst(adalet, hak) ile hüküm ver…’’ deniyor.

Maide 43’te de ‘’Nasıl oluyor da içinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken senin hükmüne başvuruyor ama sonra da bu hükümlerden yüz çeviriyorlar? Onlar, zaten inanmayan kimseler.’’ deniyor. İşte Maide 44 bundan sonra geliyor. Ve şöyle deniyor;İçinde hidayet ve nur olan Tevrat’ı biz indirdik. Allah’a teslim olmuş Nebîler Yahudiler arasında onunla hükmederlerdi. Kendilerinden Allah’ın kitabını korumaları istenen ahbar ve rabbanîler de öyle yapar (onunla hükmeder) ve –böylece- şahit olurlardı. Siz, insanlardan korkmayın,  benden korkun. Ayetlerimi geçici bir bedelle değişmeyin/satmayın. Her kim ki Allah’ın indirdiği ile hükmetmez ise işte onlar –hakikati örten- kâfirlerdir.’’(Maide, 5/44). Bu ayetlerde yer alan ‘’inandık dedikleri halde kitabı tahrif edenler’’(5/41), ‘’hakem olmak, hüküm vermek’’(5/42), ‘’içinde Allah’ın hükmü bulunan kitap varken başka bir hakem aramak, seni hakem kılmak’’(5/43), ‘’Nebilerin  kitapla hüküm vermeleri’’(5/44) ve özellikle de ‘’kitabı koruması istenen rabbanîlerin (ulemanın)  kitapla hüküm vermesi’’(5/44) şeklindeki ifadeler önemlidir. Çünkü anlamaya çalıştığımız ifade bunlardan sonra geliyor.

Tüm bunlar, kast edilenlerin kitap ehli yani Kitabı bilen (ama buna rağmen kitaba aykırı hüküm veren) kimseler olduğunu gösteriyor. Yani güncel deyimle Kitabı bildiği halde Kitaba aykırı hüküm veren müftü ve hocalar. Nitekim pasajın devamındaki ‘’İncil ehli de Allah'ın onunla indirdiği ile hüküm versin. Kim Allah’ın indirdiği ile hüküm vermezse, işte onlar fasıktır’’(5/47) diyen ayet de aynı şeye işaret ediyor gibidir(Allahu alem).

B-Kur’an Bütünselliği Bakımından;

Dikkate alınması gereken bir ayet şöyledir; ‘’Ey inananlar! Allah'a ve Resulüne itaat edin ve sizden olan yetki sahiplerine(uli’l-emre) de. Eğer (o yetkililerle) bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve Resulüne götürün, eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Bu, hayırlı ve tevilin en güzelidir.’’(Nisa, 4/59).‘’Ey iman edenler’’ diye başlayan bu ayette Allaha ve Resulü ile birlikte itaat istenen uli’l-emir için  ‘’veulî-l-emri minkum’’ yani ‘’sizden olan ulil-emir’’ ifadesi yer alıyor. Demek ki bu ulil-emrin bizden(müminlerden) olması gerekiyor. Ama konumuz ile bağlantılı asıl husus şu ki, bu uli’l-emir hata yapabiliyor. Bu durumda konuyu Allah ve Resulüne yani Allah’ın kitabına götürmemiz isteniyor. Ama Allah buna rağmen bu ulil-emrin imanını düşürmüyor. Onun için –sizin gibi müminlerden manasında- SİZDEN ifadesini kullanıyor.

Burası önemli. Ama önemli bir başka konu da şu: Burada ulil-emir nasıl bir hata yapıyor? Bu bir uygulama hatası mı yoksa Kur’an’a aykırı bir yasa/hüküm ihdası mı? Nitekim Nebimizin de bazı hataları olduğunu ve bunlar nedeniyle ikaz edildiğini görüyoruz. Ama bunların içinde iki hatası dikkat çekicidir. Çünkü Allah her iki konuda da hüküm indirmiştir.

1-Allah’ın hükmü savaşta zaferi kesin olarak ilan edinceye kadar esir alınmasını ve/veya esirlerin serbest bırakılmasını yasakladığı halde(47/4), Nebimiz Bedir savaşında bu hükme aykırı davranmıştır. Ve bu nedenle de şiddetli bir şekilde uyarılmıştır(8/67,68). 

2-Allah’ın hükmü müşrik bir akraba için af dilenmeyi yasakladığı halde(60/4),  Nebimiz müşrik bir akrabası için af dilenmiş ve bu nedenle de ikaz edilmiştir(9/113).

Nebimizin Bedir’deki bu hatayı ulil-emir olarak yapmıştır. Diğeri ise beşer olarak(Resul olarak zaten hata yapamaz). Nebimiz için bu hataları nedeniyle  –haşa- ‘’Allah’ın indirdiği ile hükmetmedi’’ diyemeyeceğimize göre, demek ki, Maide 44’teki kâfirler; Kitabı bildiği halde, kelimeleri tahrif ederek ve ayetleri dünya menfaati için değiştir.

banner487

banner487

 
Evde Pişirdim Aksaray Ev Yemekleri Ev Yemekleri Aksaray Ev Yemekleri Aksaray Yemek flf motor enerji bilişim ltd. şti. sınırsız enerji web sayfası ozon cihazı sanitasyon Albatros Global tedarikçi portalı